Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Türkiyemerkezcilik ve Kürt Meselesi: Post-Kolonyal Bir Eleştiri ve Hegemonya Analizi

    Giriş ve Kavramsal Çerçeve: İktidar Ağları ve Türkiyemerkezcilik "Türkiyemerkezcilik" fikrinin Kürtler üzerinde nasıl bir iktidar ağı kurduğuna ilişkin tartışmaya başlamanın önemi açıktır. "Türkiyemerkezci" politikaların dini ve kültürel okumalarının yanı sıra ön kabullerinin de sistemli bir eleştirisini yapmak gerekir. Sonrasında ise anayasa merkezli eşitsizliğin; gerek eğitim uygulamalarında gerekse devletin kamusal alanında ve toplumsal işleyişinde nasıl yürütüldüğüne ilişkin etraflıca bir tartışmaya duyulan acil ihtiyaç gün geçtikçe öne çıkmaktadır. "Türkiyemerkezcilik" ya da "Türkiyelileşme" söylemleri ve bu bağlamda sömürge uluslarda cereyan eden post-kolonyal politikalar, söz konusu tartışmaların yürütülmesinin en temel nedenini oluşturur. Günümüzde "Türkiyemerkezcilik" bağlamında "post-ulusal" ve sonrası hakkında yürütülen tartışmaların yeni boyutu nedir? Bu tartışmalarda yeni sayılabilecek bir boyut var mıdı...

Türkiye’de Egemen İrade ve Modernleşme Paradoksu

  Giriş: Türkiye’de Egemen İrade ve Modernleşme Paradoksu Altı yüz yıllık bir imparatorluktan yeni bir “modern” ulus-devlete geçen Türkiye’de, farklı ideolojilerin ve toplumsal grupların birbiriyle çatıştığı dönemin siyasi olaylarından etkilenen ve hatta zaman zaman bu olaylarca biçimlendirilen kurucu egemen iradenin değişip değişmediği her zaman tartışma konusu olmuştur. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Türk siyasetinin otokratik geleneğinden merkez-çevre ilişkilerine ve modernleşmenin toplumsal rolüne uzanan bir dizi konuya özgü içerik analizi yapmak gerekmektedir. 1923 öncesi toplumsal kimliğin bir "tebaa"dan ibaret olduğunu düşünen Türk akademik çevreleri, konuya ilişkin derin ve uzun soluklu analizler yaparak ulus-devletin anayasal ve etnik kimliğini tasnif etmede Türklüğe ayrı bir rol biçmişlerdir. Bugün çok daha açık bir şekilde görmekteyiz ki; gerek teknik anlamda gerekse siyasi, sosyal ve kültürel boyutta modernleşmenin en temel sorunu özgürleşme ve yenileşme ol...

Hakîm devletlerin çatısı altında egemenlik paradoksu

  Hakîm ulus devletlerin çatısı altında homojen bir Kürt ulus kimliğinden bahsetmek mümkün müdür? Kürtler özelinde dile getirilen bu soru, aslında özne merkezli egemenlik tezinden hareket eden bir ulusun tamamen kendi kararıyla yeni bir hukuk düzeni ya da kurucu güç inşa etme sorunsalı ile başlar. Ulus-devletin, siyaset teorilerinin öne sürdüğü gibi temellerinden birinin etnisite olduğu açıktır, zira etnik aidiyet zemini ulusal aidiyet bilincinin zeminini oluşturur. Ancak Kürtler düşünüldüğünde ise bu zeminin bütüncül ulusal bir kimliğe veya ortak bir ekonomi-politiğe dönüşmesi konusu kapsamlı ve çok katmanlı bir tartışmayı gerektirir. Bu tıkanıklığın temel nedeni, Kürtlerin modernleşme sürecinde "etnik bir grup" yani hakîm devletlerin hukuki çeperinde konumlanan birer kurucu özne olamayan topluluk statüsünden çıkıp, modern anlamda egemen bir ulus olma haline geçişinin kesintiye uğramış olmasıdır. Oysa siyaset felsefesinde bir topluluğun etnik bir cemaat olmaktan çıkı...

Kürt Siyasetinin Labirenti

Siyaset bir neden gerektirir. Onu anlamak yüzeysel tanımlamalarla elde edilemez. Onu kavramak için tarihsel, güncel ve toplumsal koşullarını da kavramak gerekir. Bununla birlikte siyaset toplumsal usu amaçlayan, doğasıyla uyuşan eylemsel bir bilince de ihtiyaç duyar. Siyasetin “ magnum opus”u toplumdur. Burada işlenen ya da ele alınan konular siyasetin epistemolojik ve pratik sorunlarıyla ortak bir paydada buluşan toplum sosyolojisidir.   Buna göre siyaset, toplumsal bağlamda ortaya çıkan ilişkilerde incelenebilen ve somut anlam kazanan problemleri inceleme sanatı olarak belirginlik kazanır. Bir başka ifadeyle siyasetin tini toplumdur ve toplum da ancak bu semantik çerçevede somut hâle gelir. ** Siyaset tek bir şahsın düşüncesini yansıtıyormuş gibi ele alınamaz, bundan çok fazlasıdır; Romantizm, Aydınlanma, Reform ve bu çerçevede ortaya çıkan sosyal ve beşeri bilimleri sentezleyerek günümüze aktaran bir politik faaliyettir. Politik faaliyet ise toplumu anlamayı amaç...

Siyasetin Kurucusu Olarak Ulus ve Egemenlik

Ulus merkezli bir mücadele için ilk vurgulanması gerek husus, siyasala yoğunlaşmış olmasıdır. Burada siyasala yönelik vurgunun ekonomi, kültür veya benzer bir alan olmadığını belirtmekte fayda var. Zira “siyasal olan” siyasetin temel çekirdeğini temsil eder ve bu haliyle siyasetten maksat bilindik anlamıyla bir iktidar mücadelesi olmadığı çok açık. Siyasete ruhunu veren ve onu bir “çekirdek kategori” olarak ele alacak olan bu durum, bir düzen kavramı olarak otonom yapının yanı sıra özünde ulusların yönetim ile kurduğu ilişkiyle aynı paraleldedir.   Bunun gerçekleşmesi ise ulusun “siyasal olan” ile kurduğu bağ ile orantılıdır. Siyasalın kaynağı ulustur ve ulusun siyasal olan ile ilişkisi onun siyasal eylem ve saikleri açıklamada kullanılabilecek özgül bir ayrım ile mümkündür. Siyasetin Kurucu Unsuru Olarak Ulus Ulus, siyasetin kurucu unsurudur. Ulus, siyasetin arızi bir unsuru değil onun kurucu motifidir. Ulusun otonom bir varlık olarak tanımlanması kendiliğin inşasının gerç...